Pazartesi, Mayıs 27

Ses Var Görüntü Yok: Bir Dublaj Sanatçısının Öyküsü

Röportaj: Battal Özçelik

 

Elif Acehan Türkiye’de uzun süredir seslendirme yapan bir dublaj sanatçısı. Tam 37 yıl. Bugüne dek onlarca filmde, dizide ve çizgi dizide seslendirmeler yaptı. Hollywood’un birçok kadın starına Türkiye’de sesiyle hayat verdi. Jennifer Lawrance, Dakota Johnson ve Natalie Portman bunlardan sadece birkaçı.

Kendisiyle dublaj özelinde geçen ve meraklısına birçok ipucu veren çok güzel bir röportaj yaptık. Bu mesleğe hevesli veya dublaj işinin perde arkasını merak eden tüm okurlar için.

Bize kendinizden bahseder misiniz? Elif Acehan nasıl dublaj sanatçısı oldu? Tiyatro ve dublaj sanatçısı ebeveynlere sahip olmak bu mesleği tercih etmeniz bağlamında sizi nasıl etkiledi?

Elif Acehan dublaj sanatçısı oldudan ziyade, dublaj sanatçısı doğdu diyebilirim. Zira ailemin dünyası hep buydu. Büyük dedem Hazım Körmükçü’ye kadar uzanan, annem Hikmet Körmükçü ve babam Kahraman Acehan’la devam eden tiyatro hikayesi benim bu mesleği tercih etmemdeki en büyük etkendir elbette.

“… ilk repliğimi hatırlıyorum: ‘Ketçabı uzatır mısın lütfen?’ ”

Seslendirdiğiniz ilk karakter hangisiydi? Aynı zamanda, dublaj dünyasına girişiniz olarak da düşünürsek bu rolle buluşma hikayenizi bizimle paylaşır mısınız?

Seslendirdiğim ilk gerçek karakter TRT’de bir İtalyan mafya dizisinden bir karakteriydi. Ben dublaja 1981 yılında başladım, yaşım itibariyle küçük kızları, erkek çocukları ve çizgi film karakterlerini seslendiriyordum. 1984 yılında söz ettiğim dizide Anna adlı karakteri benim seslendirmemi rahmetli dublaj yönetmeni sevgili Kemal Bilici istemişti.
Kız bir mafya babasının şımarık kızıydı ve ben bu rol bana teslim edildiği için mutluluktan uçmuştum. Hatta ilk repliğimi hatırlıyorum: “Ketçabı uzatır mısın lütfen?”

 

Genel olarak “dublaj” hakkında ne düşünüyorsunuz? Başarılı bir dublaj nasıl ortaya çıkıyor? İyi bir dublajın paydaşları kimler ve aralarında nasıl bir iletişim zinciri oluşuyor?

Türkiye’de dublajın genel anlamda çok başarılı olduğu su götürmez bir gerçek. Bu konuda kendimizi övüyor değilim, dünyanın kabul ettiği bir gerçek bu. Maalesef her sektörde olduğu gibi bizim de ağır eleştirdiğimiz durumlar olabiliyor, sebepleri çeşitli. Ama biz bu işi iyi yapıyoruz. İyi bir dublajlı yapımı, çevirmenden kast direktörüne, dublaj yönetmeninden teknisyene ve tabii dublaj sanatçısına uzanan bir zincir oluşturur. Biz dublaj sanatçıları, dublaj yönetmeni ve teknisyenlerle direkt iletişimde oluruz. Kolay iş değildir bizim işimiz. Ve hep söylediğim gibi hata kabul etmez kolay kolay.

 

 

Dublaj sanatçılarının, insanların gündelik konuşma alışkanlıklarına veya konuştuğu dile biçim, üslup yahut aksan anlamında olumlu katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Öncelikle sorunuzun çok doğru ve güzel olduğunu düşünüyorum. Elbette düşünüyorum. Herhangi bir eğitim derecesi ve kültüre sahip bir izleyici televizyonda duyduğunu doğru kabul etmeye meyilli. İnanın böyle. İnsanların günlük hayat diline karışmak, eleştirmek gibi niyetlerimiz asla yok. Ama örneğin benim bir filmde doğru söylediğim ve tek bir izleyicinin yanlış bildiği kelime onun aklında benim sayemde doğru olarak kaldığında mutlu oluyorum. Bu gibi örnekleri sosyal ağ hesaplarıma gelen mesajlarla çok yaşadım.

 

League of Legends oyununda da iki karakteri seslendiriyorsunuz. Bilgisayar oyunlarında konuşmayı seviyor musunuz? Oyun sektörünün de artık dublaja yönelmesinin mesleğinize olan etkileri hakkında neler söylemek istersiniz?

League Of Legends’daki iki karakterimi de çok seviyorum. Ama sevgili oyuncular özellikle beni Ahri olarak seviyor ve tanıyor. Bilgisayar oyunu seslendirmeyi gerçekten çok seviyorum. Oyun sektörünün dublaja yönelmesinin mesleğime direkt bir etkisi olduğunu düşünmüyorum açıkçası ama insanlarımızın oyunları Türkçe oynayabilmesi ve karakterleri o şekilde sevmeleri veya nefret etmeleri bence çok güzel.

 

Yıllardır onlarca oyuncuyu seslendirdiniz; klişeye düşeceğim ama konuşurken en çok keyif aldığınız karakter ve oyuncu kimdi?

Konuşurken en çok keyif aldığım oyuncu Kate Winslet. Yıllar önce ilk filmlerinden birini seslendirirken çok iyi bir oyuncu olacağını öngörmüştüm. Son yıllardaki filmlerinde de haklı çıktığımı görüyorum sanki. En çok sevdiğim karakter yine Kate Winslet’ın canlandırdığı The Reader/Okuyucu filmindeki Hanna karakteridir. Bu arada bu filmi benim sesimle izleyenlere ufak bir not, filmde Kate Winslet’ın gençliğini ben seslendirirken, epey ileri yaşlarının konu alındığı sahneleri de annem seslendirmişti. Seslendirmekten keyif aldığım diğer oyuncular yeni yıldızlardan Jennifer Lawrence ve eskilerden de Reese Witherspoon’dur.

 

 

Bazı yabancı oyuncularla özdeşleşen seslendirme sanatçıları var. Sizin de sıklıkla konuştuğunuz Natalie Portman, Kate Winslet, Jennifer Aniston gibi aktrisler mevcut. Sesinizle özdeşleşen aktrisler olması ve izleyicinin bu kulak aşinalığıyla hep aynı seslendirmeni aramasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İzleyicilerimizin hep aynı sesleri araması gayet normal. Yüz ve sesi bağdaştırıyor insan. Bunu ben de yapıyorum. Bir de uç ve çok güzel örnekler var. Görme engelli öyle çok dinleyicimiz var ki. Bir oyuncuyla onun sesi eşliğinde bağ kuruyor ve filmi o şekilde izliyorlar. Görme engelli takipçilerim var, bir filmde bekledikleri gibi oyuncuyu ben konuşmamışsam anlayamadıklarını, filme ısınamadıklarını söylüyorlar hep ve ben bunu çok iyi anlıyorum. Elbette zaman zaman çeşitli sebeplerle bir oyuncuyu birçok dublaj sanatçısı seslendirebiliyor. Keşke süreklilik sağlayabilsek ama piyasamız koşullarında her zaman mümkün olmuyor, olmayacak.

 

Seslendirme konusunda kendinizi geliştirmek için ne tür pratikler yapıyorsunuz?

Bu yıl seslendirmede 37. yılım. Her gün bir şey öğreniyor, her gün inatla ve bıkmadan ağız egzersizlerimi yapıyor, temrinlerimi yüksek sesle okuyorum. Artık amaç gelişmek değil ama var olanı sıcak ve zinde tutmak. İzleyicimize yorgun ve umursamaz bir sesle ihanet edemeyiz. En azından işine aşık bir insan olarak ben böyle düşünüyorum. Hep en iyisi, hep daha iyisi olmalı.

“…mikrofonun neresine konuşmanız gerektiğini bilmezseniz; yeteneğiniz sesiniz konuşurken sürekli patladığı için sizi hiçbir yere götürmez.”

Dublaj sanatçılığında alaylı ya da mektepli olma hakkındaki düşünceleriniz neler? Yetenek olmazsa olmaz bir konu mu, ya da yetenek sizi nereye kadar götürüyor? Dublajda “teknik” diyebileceğimiz bir donanım söz konusu mu?

Benim alaylı dublaj sanatçılarına karşı en ufak bir ön yargım yoktur, hiç olmadı. Zira yetenek bizim işimizde önceliktir. Ama eğitimle pekişmiş bir yetenekle eğitimsiz ve yerinde sayan yetenek arasında dağlar kadar fark olduğu da benim gibi bu mesleğin eskileri tarafından her gün görülüyor. Dublajda bizim sahip olmamız gereken teknik bir donanım var elbette. Bu bir aleti kullanmak değil belki ama, en basit örneği vereyim, mikrofonun neresine konuşmanız gerektiğini bilmezseniz; yeteneğiniz sesiniz konuşurken sürekli patladığı için sizi hiçbir yere götürmez. Teknisyenlerimiz sizinle uğraşmaktan yorulur ve “yetenekli ama işi bilmiyor” deriz biz de aramızda. Eğitim ne olursa olsun gerekli.

 

Dublaj sanatçısı olmak isteyen gençlere ve mesleğe yeni başlamış sanatçılara ne gibi önerileriniz var?

İlk olarak mesleğe yeni başlamış sanatçı adaylarına olgunlaşmadan ağaçtan düşmemeye çalışmalarını öneririm. Heves kırmak gibi bir niyetim yok ama dublaj sanatçısı olmak isteyen arkadaşlarımıza aslında “gerçekten” istemiyorlarsa hiç başlamamalarını salık veriyorum hep. Dublaj zor iştir. Sabır ister, çok emek ve eğitim ister. Televizyonda izlerken su gibi akıp giden kelimelerin, cümlelerin bazen ağzınızdan ne kadar zor çıktığını bilemezsiniz. Bu işe her şeyi göze alıp girmek gerekir. Ve tabii, eğitim, eğitim, eğitim.

“Türkiye’de bugün sadece kendini ispatlamış bir dublaj sanatçısı bu mesleği yaparak geçinebilir.”

37 yıldır içinde bulunduğunuz bu sektörde, mesleğinizle ilgili geçmişten bugüne şartlar nasıl değişti? Türkiye’de seslendirme yaparak geçinmek mümkün mü?

Öyle çok şey değişti ki, nereden başlasam bilemiyorum. Teknik olarak inanılmaz bir hıza ulaştık mesela. Tekstlerimizi bile bilgisayar ekranından okuyarak seslendirme yapıyoruz. Ezberleyerek sahne sahne kayıt yapılırdı
eskiden düşünebiliyor musunuz? Stüdyoya hep birlikte girer hep birlikte çıkardık. Şimdi tek tek giriyoruz, kendi sahnelerimizi genelde provasız seslendiriyor, filmin diğer sahnelerini görmüyoruz bile. Maddi olarak da değişti koşullar. Türkiye’de bugün sadece kendini ispatlamış bir dublaj sanatçısı bu mesleği yaparak geçinebilir.

 

Uzunca bir kariyerden bahsediyoruz; hangi dönemeçlerden, nasıl geçtiniz? Yorulduğunuz, bıktığınız ya da çok mutlu olduğunuz anlardan geriye ne kaldı? Kendi mesleki sürecinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir gün bile bıktığım olmadı, ben işimi çok seviyorum. Mutlu olmak derseniz, stüdyoya girdiğim her an. Ama yorulduğum çok oldu, çok. Şartlarımız yıllar önce zordu, şimdi iyileşmiş olmasına rağmen başka zorlukları var. Yaşamım sona ereceği gün aklımda sadece mutlu anılar ve seslendirme yaparken duyduğum o heyecan kalacak. Bir de sabah 10:00’da kayıtlara başlayıp, gece 04:30’da evlerimize dağılıp diğer sabah 10:00’da yine stüdyoya gittiğimiz o işkence gibi ama bir o kadar da keyifli yıllar.

 

Şimdi de olmazsa olmaz bir sorumuz var: Elif Acehan filmleri dublajlı mı, yoksa altyazılı mı izliyor?

Ben filmleri önce orijinal dilinde, sonra beğenirsem bir de dublajlı izlerim. Bu kendi seslendirdiğim filmler için de geçerli. Mesleki bir sorun diyebiliriz. İlk olarak dublajlı izlersem “Aa, falanca oyuncuyu şu arkadaşım konuşmuş” diye diye filmden hiç bir şey anlamıyorum. Bu yüzden önce filmi anlayıp sonra meslektaşlarımdan veya denk gelirse kendimden dinleyerek izlerim.

 

Biz de, okurlarımıza dünyada iyi şeylerin de olduğunu göstermek ve yaşama dair umutlarını tazelemek için iyi haberler vermeye çabalıyoruz. Siz iyihaberver.com hakkında ne düşünüyorsunuz?

Umutsuz yaşamın yaşam olmayacağını düşündüğüm için, iyihaberver.com’un da gerçekten iyi ve temiz adımlar attığını düşünüyorum. İyi şeylerin daima örnek olacağını ve hayatımızda güzelliğe, iyiliğe, huzura çok ihtiyacımız olduğu bir dünyada iyi ki varsınız.

 

Son olarak, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Güzel sorularınızla beni konuk ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Nefesim ve ömrüm yettiğince sesimle buralardayım. Kolaylıklar ve hepimize daima iyi haberler diliyorum.

 

 

Paylaş